Bir Kur’an Uygulaması Hüküm Vermeli mi? Araç ile Otorite Arasındaki Sınır
Araf 7:33, Nahl 16:116, İsra 17:36 ve Hucurât 49:6 ayetleri üzerinden Kur’an uygulamaları, dinî otorite, helal-haram dili, bilginin teyidi, yazılımcının sorumluluğu ve aracın kendi sınırını bilmesi üzerine bir tefekkür.
7:33, 16:116, 17:36 ve 49:6 Ayetleri Üzerine Bir Tefekkür
Yazar: Berk KÖKSAL
Tarih: 31.07.2026
Yer: Mersin
Ayet
1:1 — En Lütufkâr, En Merhametli TANRI’nın adıyla.*
Giriş
Bir yazılım geliştirirken yalnızca kod yazmıyorum. Hangi bilginin önce gösterileceğine, hangi kelimenin düğmenin üzerinde yer alacağına, hangi sonucun daha görünür olacağına ve belirsizliğin kullanıcıya nasıl anlatılacağına da karar veriyorum. Bu kararların her biri küçük görünebilir. Fakat konu Kuran olduğunda, küçük bir arayüz tercihi insanın bir ayeti nasıl anlayacağını etkileyebilir.
Kuranteyit’i geliştirirken karşıma çıkan en ağır sorulardan biri budur: Bir Kur’an uygulaması yalnızca araştırmaya mı yardımcı olmalı, yoksa kullanıcı adına hüküm de vermeli mi?
Bir uygulamanın ekranda “hüküm” yazması, o hükmün TANRI’ya ait olduğu anlamına gelmez. Bir algoritmanın ayetleri ilişkilendirmesi, kurduğu ilişkinin kesin anlam olduğu anlamına gelmez. Bir çevirinin ilk sırada gösterilmesi, diğer bütün anlam ihtimallerini ortadan kaldırmaz. Bir arama sonucunun bulunmaması da aranan kavramın Kuran’da bulunmadığını kanıtlamaz.
Benim için bu makalenin merkezindeki soru yalnızca “Uygulama ne söyleyebilir?” değildir. Daha derin soru şudur: Bir yazılımcı TANRI hakkında konuşan bir araç üretirken kendi yetkisinin nerede bittiğini biliyor mu?
Özet:
1. TANRI Hakkında Bilmediğini Söylememek
7:33
قُلْ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّىَ ٱلْفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَٱلْإِثْمَ وَٱلْبَغْىَ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَأَن تُشْرِكُوا۟ بِٱللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِۦ سُلْطَٰنًا وَأَن تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
Say, “My Lord prohibits only evil deeds, be they obvious or hidden, and sins, and unjustifiable aggression, and to set up beside GOD powerless idols, and to say about GOD what you do not know.”
De ki: “Benim Rabbim yalnızca, açık ya da gizli olsun kötü eylemleri, günahları, haksız saldırganlığı, TANRI’nın yanında güçsüz putlar edinmeyi ve TANRI hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi haram kılar.”
7:32 — De ki: “Yaratıkları için TANRI’nın yaratmış olduğu güzel şeyleri ve iyi rızıkları kim haram kıldı?” De ki: “Böylesi rızıklar, inananların bu hayatta keyfini çıkarması içindir. Dahası, iyi rızıklar Diriliş Günü’nde sadece onların olacaktır.” Biz böylece bilen insanlar için vahiyleri açıklarız.
7:28 — Onlar büyük bir günah işlerler, sonra derler ki: “Biz ebeveynlerimizi bunu yaparken bulduk ve TANRI bize bunu yapmamızı emretmiştir.” De ki: “TANRI asla günahı savunmaz. TANRI hakkında bilmediğiniz şeyler mi söylüyorsunuz?”
2:169 — O size sadece kötülük ve ahlâksızlık yapmayı ve TANRI hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi emreder.
2. Dilin Ürettiği Helal ve Haram
16:116
Kendi dillerinizle, “Bu helaldir, bu ise haramdır” diyerek yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfetmek için yalan söylemeyin. Şüphesiz, yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfedenler asla başarılı olamayacaklardır.
16:115 — O size sadece ölmüş hayvanları, kanı, domuzların etini* ve TANRI’dan başkasına adanmış yiyeceği haram kılar. Eğer biri kasten ya da kötü niyetle olmaksızın (bunları yemeye) zorlanırsa, o zaman TANRI Bağışlayıcıdır, En Merhametlidir.
10:59 — De ki: “TANRI’nın size her türden rızıkları nasıl indirdiğine sonra sizin onlardan bir kısmını haram, bir kısmını da helal kıldığınıza dikkat ettiniz mi?” De ki: “TANRI mı size bunu yapmanız için izin verdi? Yoksa siz mi yalanlar uydurup onları TANRI’ya isnat ediyorsunuz?”
3:94 — Bundan sonra sahte haramlar uyduran ve onları TANRI’ya isnat edenler, tam olarak kötülerdir.
3. Yazılımın da Bir Dili Vardır
3:78 — Onların arasında kutsal yazıdan olmadığı hâlde siz onun kutsal yazı olduğunu sanasınız diye kutsal yazıyı taklit etmek için dillerini eğip-büken ve TANRI’dan olmadığı hâlde bunun TANRI’dan olduğunu iddia edenler vardır. Böylece bilerek yalanlar uydururlar ve onları TANRI’ya isnat ederler.
24:15 — Siz onu kendi dillerinizle uydurdunuz ve geri kalanınız da kanıt olmadan ağızlarınızla onu tekrarladı. TANRI’ya göre o büyük bir şeyken, siz onun basit bir şey olduğunu sandınız.
24:24 — Kendi dilleri, elleri ve ayaklarının, onların yapmış oldukları her şeye şahitlik edeceği o gün gelecek.
48:11 — Geride kalan yerinden kımıldamayan Araplar diyecekler ki: “Zihinlerimiz paramızla ve ailelerimizle meşgul oldu, bu yüzden bizim için bağışlanma dile!” Onlar kalplerinde olmayanı dilleri ile söylerler. De ki: “Eğer O, sizin için herhangi bir sıkıntı irade etmiş olsa veya O, sizin için herhangi bir nimet irade etmiş olsa, sizi TANRI’dan kim koruyabilir?” TANRI yaptığınız her şeyden tamamen Haberdardır.
4. Yasa Kaynağı ile Araştırma Aracı Arasındaki Fark
6:114 — O size bu kitabı tamamen detaylı olarak vahyetmişken, yasa kaynağı olarak TANRI’dan başkasını mı arayayım?* Kutsal yazıyı almış olanlar onun Rabbinden doğru bir şekilde vahyedilmiş olduğunu tanırlar. Hiçbir şüphe barındırma.
5:50 — Bağlı kalma arayışında oldukları, cahiliye günlerinin yasası mıdır? Kesinliğe erişmiş kimseler için, kimin yasası TANRI’nın yasasından daha iyidir?
42:21 — Onlar, TANRI tarafından asla yetkilendirilmemiş dinî yasaları onlar için hükme bağlayan putları takip ederler. Eğer önceden belirlenmiş karar olmasaydı, onlar derhâl yargılanmış olurlardı. Gerçekten de, haddi aşanlar acı veren bir azabı üzerlerine çekmişlerdir.*
10:15 — Vahiylerimiz kendilerine okunduğunda, bizimle buluşmayı beklemeyenler derler ki: “Bundan başka bir Kuran* getir ya da onu değiştir!” De ki: “Benim onu kendi başıma değiştirmem mümkün değil. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Eğer Rabbime itaatsizlik edersem, dehşet verici bir günün azabından korkarım.”
5. Bir “Analiz” Düğmesi Ne Zaman Otoriteye Dönüşür?
17:36
Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
17:35 — Ticaret yaptığınızda tam ölçüsüyle verin ve adil bir şekilde tartın. Bu daha iyidir ve daha doğrudur.
17:37 — Yeryüzünde gururla yürüme—sen ne yeryüzünü delebilirsin ne de dağlar kadar uzun olabilirsin.
6. İşitme, Görme ve Beyin: Kullanıcıyı Pasifleştirmemek
16:78 — TANRI sizi annelerinizin karınlarından hiçbir şey bilmezken çıkardı ve size işitmeyi, görmeyi ve beyni verdi ki minnettar olasınız.
23:78 — Size işitmeyi, görmeyi ve beyinleri bahşeden O’dur. Nadiren minnettarsınız.
32:9 — O, ona biçim verdi ve ona, O’nun ruhundan üfledi. Ve O, size işitme, görme ve beyinler verdi; nadiren müteşekkir oluyorsunuz.
67:23 — De ki: “Sizi başlatmış olan; size işitmeyi, gözleri ve beyinleri bahşeden O’dur. Nadiren minnettarsınız.”
7. Sorumluluk Devredilemez
2:139 — De ki: “O bizim de Rabbimiz sizin de Rabbiniz iken bizimle TANRI hakkında mı tartışıyorsunuz? Biz kendi eylemlerimizden sorumluyuz siz de kendi eylemlerinizden sorumlusunuz. Biz yalnızca O’na adandık.”
2:141 — Bu, geçmişten bir topluluktu. Onlar kendi kazandıklarından sorumludurlar, siz kendi kazandıklarınızdan sorumlusunuz. Onların yaptığı hiçbir şeyden sorumlu değilsiniz.
4:85 — Kim iyi bir eyleme aracılık ederse onun sevabından bir pay alır ve kim kötü bir işe aracılık ederse ondan bir payı üstüne çeker. TANRI her şeyi kontrol eder.
6:69 — Doğrular bu insanların sözlerinden sorumlu değildirler fakat onlara hatırlatmak yardımcı olabilir; belki de kurtarılabilirler.
8. Haber, Veri ve Teyit
49:6
Ey inananlar, eğer kötü bir kişi size herhangi bir haber getirirse öncelikle araştırın, yoksa cahillikten bazı insanlara adaletsizlik yaparsınız, sonra da yaptığınız şey için üzgün ve pişman olursunuz.
4:94 — Ey inananlar, eğer TANRI uğrunda saldırıya geçerseniz, kesinlikle emin olun. Size barış teklif eden kimseye, bu dünyanın ganimetlerini arayarak, “Sen inanan değilsin,” demeyin. Zira TANRI sonsuz ganimete sahiptir. Vaktiyle siz de onlar gibiydiniz ve TANRI sizi nimetlendirdi. Bu nedenle, (saldırmadan önce) kesinlikle emin olun. TANRI yaptığınız her şeyden tamamen Haberdardır.
4:83 — Güvenliği etkileyen bir söylenti önlerine geldiğinde onu yayarlar. Eğer onu elçiye ve aralarındaki sorumlulara havale etselerdi, bu meselelerden anlayanlar onları bilgilendirirdi. TANRI’nın size yönelik lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç şeytanı takip etmiş olacaktınız.
24:12 — Siz onu işittiğinizde, inanan erkekler ve inanan kadınlar kendileri hakkında daha iyi düşüncelere sahip olmalı ve şunu demiş olmalıydılar: “Besbelli ki bu büyük bir yalandır.”
24:13 — Sadece dört şahit göstermeleri durumunda (onlara inanabilirsiniz). Eğer şahitleri gösteremezlerse, o zaman onlar TANRI’ya göre yalancıdır.
9. Arayüzün de Bir Tartısı Vardır
17:35 — Ticaret yaptığınızda tam ölçüsüyle verin ve adil bir şekilde tartın. Bu daha iyidir ve daha doğrudur.
6:152 — Onlar olgunluğa erişene kadar, en doğru yöntemin dışında, yetimlerin parasına dokunmayın. Ticaret yaptığınızda, adil bir şekilde tam ağırlığında ve tam ölçüsünde verin. Biz hiçbir nefse imkânlarının ötesinde yük yüklemeyiz. Şahitlik ettiğinizde, akrabalarınıza karşı bile olsa kesinlikle adil olun. TANRI ile olan antlaşmanızı yerine getirin. Bunlar O’nun size buyruklarıdır ki dikkate alasınız.
33:58 — Hiçbir haksızlık yapmamış olan inanan erkeklere ve inanan kadınlara zulmedenler, sadece yalan söylemekle kalmadılar, aynı zamanda da büyük bir günah da işlediler.
24:15 — Siz onu kendi dillerinizle uydurdunuz ve geri kalanınız da kanıt olmadan ağızlarınızla onu tekrarladı. TANRI’ya göre o büyük bir şeyken, siz onun basit bir şey olduğunu sandınız.
10. “Sonuç Bulunamadı” Hakikatin Yokluğu Değildir
17:36 — Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
6:144 — İki tür deve ve iki tür sığırla ilgili olarak, de ki: “O’nun haram kıldığı iki erkek mi, ya da iki dişi mi, ya da iki dişinin rahimlerinin içindekileri mi? TANRI sizin için böylesi haramları hükme bağladığında siz şahit miydiniz? Böyle yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfedenlerden daha kötü kimdir? Böylece insanları bilgi olmaksızın saptırırlar. TANRI böylesi kötü kimselere rehberlik etmez.”
6:150 — De ki: “TANRI’nın bunu veya şunu haram kılmış olduğuna şahitlik edecek şahitlerinizi getirin.” Eğer onlar şahitlik ederlerse sen onlarla beraber şahitlik etme. Vahiylerimizi reddedenlerin, Ahireti inkâr edenlerin ve Rablerinden sapanların görüşlerini de takip etme.
2:76 — Ve onlar inananlarla karşılaştıklarında “Biz inanıyoruz” derler, ancak birbirleriyle bir araya geldiklerinde, “TANRI tarafından size verilmiş olan bilgiyi (inananlara) bildirmeyin ki Rabbinize ilişkin argümanlarına destek sağlamış olmayasınız. Anlamıyor musunuz?” derler.
11. Deneysel Bağlantı, Kesin Anlam Değildir
17:36 — Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
24:13 — Sadece dört şahit göstermeleri durumunda (onlara inanabilirsiniz). Eğer şahitleri gösteremezlerse, o zaman onlar TANRI’ya göre yalancıdır.
7:146 — Ben, yeryüzünde haksız yere kibirlenenleri vahiylerimden çevireceğim. Sonuç olarak, her türden kanıtı gördüklerinde inanmayacaklar. Ve hidayet yolunu gördüklerinde onu kendi yolları olarak benimsemeyecekler, fakat sapkınlık yolunu gördüklerinde onu kendi yolları olarak benimseyecekler. Bu, onların kanıtlarımızı reddetmeleri ve onlara tümüyle aymaz kalmalarının sonucudur.
12. Bir Uygulamanın En Dürüst Özelliği Kendi Sınırını Açıklaması Olabilir
5:101 — Ey inananlar, henüz vakti gelmeden size açıklansaydı size zarar verecek olan meseleler hakkında soru sormayın. Eğer onları Kuran’ın ışığında sorarsanız, size apaçık olacaktır. TANRI onları kasıtlı olarak görmezden gelmiştir. TANRI Bağışlayıcıdır, Hoşgörülüdür.
6:119 — Neden üzerine TANRI’nın adı zikredilmiş olandan yemeyesiniz ki? O, mecbur bırakılmadığınız sürece, size haram kılınanları sizin için detaylandırdı. Gerçekten de birçok insan, bilgi olmaksızın, şahsi görüşleriyle başkalarını saptırır. Senin Rabbin haddi aşanların tamamen farkındadır.
10:59 — De ki: “TANRI’nın size her türden rızıkları nasıl indirdiğine sonra sizin onlardan bir kısmını haram, bir kısmını da helal kıldığınıza dikkat ettiniz mi?” De ki: “TANRI mı size bunu yapmanız için izin verdi? Yoksa siz mi yalanlar uydurup onları TANRI’ya isnat ediyorsunuz?”
2:32 — Onlar, “Sana yücelik olsun. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Sen Her Şeyi Bilensin, En Bilgesin.” dediler.
13. Hüküm Vermeden Faydalı Olmak
6:69 — Doğrular bu insanların sözlerinden sorumlu değildirler fakat onlara hatırlatmak yardımcı olabilir; belki de kurtarılabilirler.
17:36 — Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
49:6 — Ey inananlar, eğer kötü bir kişi size herhangi bir haber getirirse öncelikle araştırın, yoksa cahillikten bazı insanlara adaletsizlik yaparsınız, sonra da yaptığınız şey için üzgün ve pişman olursunuz.
14. Kelimelerin Arapça Kökleri Üzerine
7:33 — De ki: “Benim Rabbim yalnızca, açık ya da gizli olsun kötü eylemleri, günahları, haksız saldırganlığı, TANRI’nın yanında güçsüz putlar edinmeyi ve TANRI hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi haram kılar.”
16:116 — Kendi dillerinizle, “Bu helaldir, bu ise haramdır” diyerek yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfetmek için yalan söylemeyin. Şüphesiz, yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfedenler asla başarılı olamayacaklardır.
17:36 — Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
Diğer İddialar
7:33 — De ki: “Benim Rabbim yalnızca, açık ya da gizli olsun kötü eylemleri, günahları, haksız saldırganlığı, TANRI’nın yanında güçsüz putlar edinmeyi ve TANRI hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi haram kılar.”
16:116 — Kendi dillerinizle, “Bu helaldir, bu ise haramdır” diyerek yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfetmek için yalan söylemeyin. Şüphesiz, yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfedenler asla başarılı olamayacaklardır.
17:36 — Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
Sonuç
7:33 — De ki: “Benim Rabbim yalnızca, açık ya da gizli olsun kötü eylemleri, günahları, haksız saldırganlığı, TANRI’nın yanında güçsüz putlar edinmeyi ve TANRI hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi haram kılar.”
16:116 — Kendi dillerinizle, “Bu helaldir, bu ise haramdır” diyerek yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfetmek için yalan söylemeyin. Şüphesiz, yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfedenler asla başarılı olamayacaklardır.
17:36 — Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
49:6 — Ey inananlar, eğer kötü bir kişi size herhangi bir haber getirirse öncelikle araştırın, yoksa cahillikten bazı insanlara adaletsizlik yaparsınız, sonra da yaptığınız şey için üzgün ve pişman olursunuz.
6:114 — O size bu kitabı tamamen detaylı olarak vahyetmişken, yasa kaynağı olarak TANRI’dan başkasını mı arayayım?* Kutsal yazıyı almış olanlar onun Rabbinden doğru bir şekilde vahyedilmiş olduğunu tanırlar. Hiçbir şüphe barındırma.
1. TANRI Hakkında Bilmediğini Söylememek
Ayet
7:33
قُلْ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّىَ ٱلْفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَٱلْإِثْمَ وَٱلْبَغْىَ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَأَن تُشْرِكُوا۟ بِٱللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِۦ سُلْطَٰنًا وَأَن تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
Say, “My Lord prohibits only evil deeds, be they obvious or hidden, and sins, and unjustifiable aggression, and to set up beside GOD powerless idols, and to say about GOD what you do not know.”
De ki: “Benim Rabbim yalnızca, açık ya da gizli olsun kötü eylemleri, günahları, haksız saldırganlığı, TANRI’nın yanında güçsüz putlar edinmeyi ve TANRI hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi haram kılar.”Kaynak: kuranteyit.com
7:32 — De ki: “Yaratıkları için TANRI’nın yaratmış olduğu güzel şeyleri ve iyi rızıkları kim haram kıldı?” De ki: “Böylesi rızıklar, inananların bu hayatta keyfini çıkarması içindir. Dahası, iyi rızıklar Diriliş Günü’nde sadece onların olacaktır.” Biz böylece bilen insanlar için vahiyleri açıklarız.
7:28 — Onlar büyük bir günah işlerler, sonra derler ki: “Biz ebeveynlerimizi bunu yaparken bulduk ve TANRI bize bunu yapmamızı emretmiştir.” De ki: “TANRI asla günahı savunmaz. TANRI hakkında bilmediğiniz şeyler mi söylüyorsunuz?”
2:169 — O size sadece kötülük ve ahlâksızlık yapmayı ve TANRI hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi emreder.
Ayetin Tefekkürü
7:33’ün sonunda yer alan uyarı, din hakkında konuşmanın en ağır sınırlarından birini koyuyor: TANRI hakkında bilmediğimiz şeyi söylememek.
Bir uygulama “TANRI bunu haram kıldı” dediğinde, bu iddianın kaynağı açık olmalıdır. Ayet doğrudan böyle bir hüküm bildiriyorsa uygulama ayeti gösterebilir. Fakat geliştiricinin yorumu, bir çevirinin tercihi veya algoritmanın çıkardığı bağlantı TANRI’nın sözü gibi sunulamaz.
Bir Kur’an uygulamasının ilk ahlakı, çok şey söylemesi değil, bilmediği yerde durabilmesidir. “Bu konuda kesin bir sonuç üretemiyorum”, “Bu yalnızca bir bağlantı adayıdır” veya “Bu yorum kaynağa aittir” diyebilmek bir eksiklik değildir. TANRI hakkında sınırı aşmamak için gösterilen dürüstlüktür.
2. Dilin Ürettiği Helal ve Haram
Ayet
16:116
Kendi dillerinizle, “Bu helaldir, bu ise haramdır” diyerek yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfetmek için yalan söylemeyin. Şüphesiz, yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfedenler asla başarılı olamayacaklardır.
16:115 — O size sadece ölmüş hayvanları, kanı, domuzların etini* ve TANRI’dan başkasına adanmış yiyeceği haram kılar. Eğer biri kasten ya da kötü niyetle olmaksızın (bunları yemeye) zorlanırsa, o zaman TANRI Bağışlayıcıdır, En Merhametlidir.
10:59 — De ki: “TANRI’nın size her türden rızıkları nasıl indirdiğine sonra sizin onlardan bir kısmını haram, bir kısmını da helal kıldığınıza dikkat ettiniz mi?” De ki: “TANRI mı size bunu yapmanız için izin verdi? Yoksa siz mi yalanlar uydurup onları TANRI’ya isnat ediyorsunuz?”
3:94 — Bundan sonra sahte haramlar uyduran ve onları TANRI’ya isnat edenler, tam olarak kötülerdir.
Ayetin Tefekkürü
16:116, insan dilinin dinî yasa üretme gücünü sınırlar. “Bu helaldir” ve “bu haramdır” cümleleri sıradan değerlendirmeler değildir. TANRI’ya atfedildikleri anda insanın kendi kanaatinden çıkar ve ilahi otorite iddiası taşımaya başlar.
Dijital bir uygulamada bu dil daha da güçlü görünebilir. Ekranda kırmızı bir “haram” etiketi, yeşil bir “helal” işareti veya büyük harflerle yazılmış kesin bir sonuç, kullanıcıda tartışmasız bir hüküm izlenimi oluşturabilir. Oysa bu etiketin arkasında çoğu zaman bir insanın yorumu, belirli bir veri kaynağı veya yazılım kuralı vardır.
16:115, TANRI’nın haram kıldığını açıkça bildiren bir örnek sunar. 16:116 ise hemen ardından insanın kendi diliyle yeni haramlar üretmesini yasaklar. Bu sıralama benim için önemli bir yazılım ilkesi doğuruyor: Uygulama ayetin açık hükmünü gösterebilir; fakat ayetin ötesine geçerek kendi hükmünü oluşturamaz.
3. Yazılımın da Bir Dili Vardır
Ayet
3:78 — Onların arasında kutsal yazıdan olmadığı hâlde siz onun kutsal yazı olduğunu sanasınız diye kutsal yazıyı taklit etmek için dillerini eğip-büken ve TANRI’dan olmadığı hâlde bunun TANRI’dan olduğunu iddia edenler vardır. Böylece bilerek yalanlar uydururlar ve onları TANRI’ya isnat ederler.
24:15 — Siz onu kendi dillerinizle uydurdunuz ve geri kalanınız da kanıt olmadan ağızlarınızla onu tekrarladı. TANRI’ya göre o büyük bir şeyken, siz onun basit bir şey olduğunu sandınız.
24:24 — Kendi dilleri, elleri ve ayaklarının, onların yapmış oldukları her şeye şahitlik edeceği o gün gelecek.
48:11 — Geride kalan yerinden kımıldamayan Araplar diyecekler ki: “Zihinlerimiz paramızla ve ailelerimizle meşgul oldu, bu yüzden bizim için bağışlanma dile!” Onlar kalplerinde olmayanı dilleri ile söylerler. De ki: “Eğer O, sizin için herhangi bir sıkıntı irade etmiş olsa veya O, sizin için herhangi bir nimet irade etmiş olsa, sizi TANRI’dan kim koruyabilir?” TANRI yaptığınız her şeyden tamamen Haberdardır.
Ayetin Tefekkürü
Yazılım çoğu zaman tarafsız ve sessiz bir araç gibi görünür. Fakat her uygulamanın bir dili vardır. Başlıkları, uyarıları, sıralaması, renkleri, düğmeleri, açıklamaları ve varsayılan seçimleriyle kullanıcıya sürekli bir şey söyler.
3:78’de kutsal yazıdan olmayan bir sözün kutsal yazı gibi algılanmasına yol açan dil eleştiriliyor. Günümüzde bir uygulama doğrudan ayeti değiştirmese bile, ayetin etrafına yerleştirdiği açıklamalarla insan yorumunu ayetin kendisi kadar güçlü gösterebilir. Kullanıcı, nerede vahyin bittiğini ve nerede geliştiricinin sınıflandırmasının başladığını fark etmeyebilir.
Programın dili, geliştiricinin dilidir. Ekranın arkasında saklanmak, söylenen sözün hesabından kurtulmak anlamına gelmez.
4. Yasa Kaynağı ile Araştırma Aracı Arasındaki Fark
Ayet
6:114 — O size bu kitabı tamamen detaylı olarak vahyetmişken, yasa kaynağı olarak TANRI’dan başkasını mı arayayım?* Kutsal yazıyı almış olanlar onun Rabbinden doğru bir şekilde vahyedilmiş olduğunu tanırlar. Hiçbir şüphe barındırma.
5:50 — Bağlı kalma arayışında oldukları, cahiliye günlerinin yasası mıdır? Kesinliğe erişmiş kimseler için, kimin yasası TANRI’nın yasasından daha iyidir?
42:21 — Onlar, TANRI tarafından asla yetkilendirilmemiş dinî yasaları onlar için hükme bağlayan putları takip ederler. Eğer önceden belirlenmiş karar olmasaydı, onlar derhâl yargılanmış olurlardı. Gerçekten de, haddi aşanlar acı veren bir azabı üzerlerine çekmişlerdir.*
10:15 — Vahiylerimiz kendilerine okunduğunda, bizimle buluşmayı beklemeyenler derler ki: “Bundan başka bir Kuran* getir ya da onu değiştir!” De ki: “Benim onu kendi başıma değiştirmem mümkün değil. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Eğer Rabbime itaatsizlik edersem, dehşet verici bir günün azabından korkarım.”
Ayetin Tefekkürü
Bir araştırma aracı ile yasa kaynağı arasındaki fark korunmadığında, uygulama kendi sınırını aşar. 6:114 yasa kaynağı olarak TANRI’dan başkasını aramama yönünü ortaya koyuyor. Bu ayet, bir yazılımın ne kadar gelişmiş olursa olsun dinî hükmün kaynağı olamayacağını açık biçimde düşündürüyor.
Kuranteyit ayetleri gösterebilir, çevirileri karşılaştırabilir, kelime araması yapabilir, konu bağlantıları önerebilir ve araştırmayı düzenleyebilir. Fakat bu işlevlerin hiçbiri onu yasa kaynağı yapmaz. Uygulama Kuran’a ulaşmayı kolaylaştırabilir; Kuran’ın yerine geçemez.
10:15, elçinin bile vahyi kendi başına değiştiremeyeceğini bildiriyor. Bu sınır, bir yazılımcı için çok daha açık olmalıdır. Ben ayeti kullanıcı deneyimine uydurmak için anlamını daraltamam. İnsanların beklediği cevabı üretmek için metnin söylemediği bir hükmü ekleyemem. Daha popüler, daha kolay veya daha kesin görünsün diye kaynağı değiştiremem.
5. Bir “Analiz” Düğmesi Ne Zaman Otoriteye Dönüşür?
Ayet
17:36 — Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
17:35 — Ticaret yaptığınızda tam ölçüsüyle verin ve adil bir şekilde tartın. Bu daha iyidir ve daha doğrudur.
17:37 — Yeryüzünde gururla yürüme—sen ne yeryüzünü delebilirsin ne de dağlar kadar uzun olabilirsin.
Ayetin Tefekkürü
Bir düğmenin üzerine “Analiz” yazmak ilk bakışta tarafsız görünebilir. Fakat kullanıcı düğmeye bastığında karşısına çıkan sonucun nasıl sunulduğu belirleyicidir. Sonuç tek, kesin ve kaynaksız görünüyorsa analiz kolayca hüküm gibi algılanabilir.
Bir analiz ekranı ayetleri bir araya getirebilir; fakat bu ayetler arasındaki ilişkinin tek mümkün ilişki olduğunu iddia etmemelidir. Kelime benzerliği bulabilir; fakat benzer kelimelerin her bağlamda aynı anlamı taşıdığını söylememelidir. Konu etiketi önerebilir; fakat etiketi ayetin kendisi gibi sunmamalıdır.
Analiz düğmesi, kullanıcıyı düşünmeye davet ettiği sürece araçtır. Kullanıcının yerine düşünüp son sözü söylediği izlenimini verdiğinde otoriteye dönüşmeye başlar.
6. İşitme, Görme ve Beyin: Kullanıcıyı Pasifleştirmemek
Ayet
16:78 — TANRI sizi annelerinizin karınlarından hiçbir şey bilmezken çıkardı ve size işitmeyi, görmeyi ve beyni verdi ki minnettar olasınız.
23:78 — Size işitmeyi, görmeyi ve beyinleri bahşeden O’dur. Nadiren minnettarsınız.
32:9 — O, ona biçim verdi ve ona, O’nun ruhundan üfledi. Ve O, size işitme, görme ve beyinler verdi; nadiren müteşekkir oluyorsunuz.
67:23 — De ki: “Sizi başlatmış olan; size işitmeyi, gözleri ve beyinleri bahşeden O’dur. Nadiren minnettarsınız.”
Ayetin Tefekkürü
17:36 insanın işitme, görme ve beynini kullanmaktan sorumlu olduğunu söylerken bu ayetler aynı yetilerin TANRI’nın nimeti olduğunu hatırlatıyor. Bilgiye erişimi kolaylaştıran bir uygulama, bu nimetlerin kullanılmasına yardım etmelidir; onları gereksiz hale getirmeye değil.
Uygulama kullanıcıyı yalnız sonuç tüketen biri haline getirmemelidir. Ayeti dinlemeye, metne bakmaya, karşılaştırmaya, not almaya ve kendi kanaatini delillerle sınamaya alan açmalıdır.
Kuranteyit’in amacı kullanıcıyı kendisine bağımlı kılmak değil, bir gün uygulamaya ihtiyaç duymadan da daha dikkatli okuyabilecek hale getirmek olmalıdır.
7. Sorumluluk Devredilemez
Ayet
2:139 — De ki: “O bizim de Rabbimiz sizin de Rabbiniz iken bizimle TANRI hakkında mı tartışıyorsunuz? Biz kendi eylemlerimizden sorumluyuz siz de kendi eylemlerinizden sorumlusunuz. Biz yalnızca O’na adandık.”
2:141 — Bu, geçmişten bir topluluktu. Onlar kendi kazandıklarından sorumludurlar, siz kendi kazandıklarınızdan sorumlusunuz. Onların yaptığı hiçbir şeyden sorumlu değilsiniz.
4:85 — Kim iyi bir eyleme aracılık ederse onun sevabından bir pay alır ve kim kötü bir işe aracılık ederse ondan bir payı üstüne çeker. TANRI her şeyi kontrol eder.
6:69 — Doğrular bu insanların sözlerinden sorumlu değildirler fakat onlara hatırlatmak yardımcı olabilir; belki de kurtarılabilirler.
Ayetin Tefekkürü
Bir uygulama kullanıcıya yardımcı olabilir; fakat onun yerine hesap veremez. Kullanıcı da “Uygulama böyle söyledi” diyerek kabul ettiği hükmün sorumluluğunu bütünüyle yazılıma bırakamaz.
2:139 ve 2:141 kişisel sorumluluğu açık biçimde ortaya koyuyor. Geçmiş toplulukların yaptıkları, saygın kişilerin kanaatleri veya çoğunluğun tercihi insanın kendi hesabını ortadan kaldırmıyor. Aynı şekilde bir algoritmanın sonucu da kişisel şahitliğin yerine geçemez.
Bu iki sorumluluk birbirine karıştırılmamalıdır. Kullanıcı kendi kabulünden ve davranışından sorumludur. Geliştirici ise sunduğu araçtan, seçtiği dilden, bildiği hataları düzeltmekten ve sistemin sınırlarını dürüstçe açıklamaktan sorumludur.
8. Haber, Veri ve Teyit
Ayet
49:6 — Ey inananlar, eğer kötü bir kişi size herhangi bir haber getirirse öncelikle araştırın, yoksa cahillikten bazı insanlara adaletsizlik yaparsınız, sonra da yaptığınız şey için üzgün ve pişman olursunuz.
4:94 — Ey inananlar, eğer TANRI uğrunda saldırıya geçerseniz, kesinlikle emin olun. Size barış teklif eden kimseye, bu dünyanın ganimetlerini arayarak, “Sen inanan değilsin,” demeyin. Zira TANRI sonsuz ganimete sahiptir. Vaktiyle siz de onlar gibiydiniz ve TANRI sizi nimetlendirdi. Bu nedenle, (saldırmadan önce) kesinlikle emin olun. TANRI yaptığınız her şeyden tamamen Haberdardır.
4:83 — Güvenliği etkileyen bir söylenti önlerine geldiğinde onu yayarlar. Eğer onu elçiye ve aralarındaki sorumlulara havale etselerdi, bu meselelerden anlayanlar onları bilgilendirirdi. TANRI’nın size yönelik lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç şeytanı takip etmiş olacaktınız.
24:12 — Siz onu işittiğinizde, inanan erkekler ve inanan kadınlar kendileri hakkında daha iyi düşüncelere sahip olmalı ve şunu demiş olmalıydılar: “Besbelli ki bu büyük bir yalandır.”
24:13 — Sadece dört şahit göstermeleri durumunda (onlara inanabilirsiniz). Eğer şahitleri gösteremezlerse, o zaman onlar TANRI’ya göre yalancıdır.
Ayetin Tefekkürü
49:6, araştırılmamış bilginin yalnız zihinsel bir yanılgı olmadığını gösteriyor. Yanlış bilgi insanlara karşı adaletsizliğe dönüşebilir. Bu sebeple veri doğruluğu, Kur’an uygulamasında yalnız teknik kalite meselesi değildir; insan hakkını ve dinî anlayışı etkileyen bir ahlak meselesidir.
4:83 söylentinin düşünülmeden yayılmasını eleştiriyor. Dijital sistemlerde “yaymak” yalnız paylaş düğmesine basmak değildir. Uygulamanın veri tabanına yanlış bir iddia eklemek ve onu bütün kullanıcılara sunmak da yaymaktır. Otomatik öneri sistemleri bu yayılmayı insanın tek tek yapamayacağı kadar büyütebilir.
Teyit yalnız uygulamanın kullanıcısından istediği bir davranış olamaz. Uygulamanın kendisi de yayımladığı her veri için aynı ahlaka uymalıdır.
9. Arayüzün de Bir Tartısı Vardır
Ayet
17:35 — Ticaret yaptığınızda tam ölçüsüyle verin ve adil bir şekilde tartın. Bu daha iyidir ve daha doğrudur.
6:152 — Onlar olgunluğa erişene kadar, en doğru yöntemin dışında, yetimlerin parasına dokunmayın. Ticaret yaptığınızda, adil bir şekilde tam ağırlığında ve tam ölçüsünde verin. Biz hiçbir nefse imkânlarının ötesinde yük yüklemeyiz. Şahitlik ettiğinizde, akrabalarınıza karşı bile olsa kesinlikle adil olun. TANRI ile olan antlaşmanızı yerine getirin. Bunlar O’nun size buyruklarıdır ki dikkate alasınız.
33:58 — Hiçbir haksızlık yapmamış olan inanan erkeklere ve inanan kadınlara zulmedenler, sadece yalan söylemekle kalmadılar, aynı zamanda da büyük bir günah da işlediler.
24:15 — Siz onu kendi dillerinizle uydurdunuz ve geri kalanınız da kanıt olmadan ağızlarınızla onu tekrarladı. TANRI’ya göre o büyük bir şeyken, siz onun basit bir şey olduğunu sandınız.
Ayetin Tefekkürü
Bir arayüz yalnız bilgiyi taşımaz; ona ağırlık da verir. Ekranın en üstündeki sonuç, daha büyük yazılan başlık, varsayılan olarak açık gelen çeviri ve koyu renkle vurgulanan yorum kullanıcıya diğerlerinden daha güçlü görünür.
Bu nedenle arama sıralaması da bir tür tartıdır. Bir görüşü sürekli ilk sıraya koymak, diğer kaynakları görünmez hale getirmek veya uygulamanın tercih ettiği yorumu “ana sonuç” olarak sunmak, bilginin ağırlığını değiştirebilir.
Bir uygulamada kullanılan kaynak benim kişisel görüşüme yakın olabilir. Fakat yakınlık, diğer verileri saklamam için gerekçe değildir. Bir çeviriyi benimsemem, onun çeviri olduğunu açıklama sorumluluğunu kaldırmaz. Bir bağlantıyı güçlü bulmam, onu kesin kanıt gibi sunma yetkisi vermez.
10. “Sonuç Bulunamadı” Hakikatin Yokluğu Değildir
Ayet
17:36 — Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
6:144 — İki tür deve ve iki tür sığırla ilgili olarak, de ki: “O’nun haram kıldığı iki erkek mi, ya da iki dişi mi, ya da iki dişinin rahimlerinin içindekileri mi? TANRI sizin için böylesi haramları hükme bağladığında siz şahit miydiniz? Böyle yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfedenlerden daha kötü kimdir? Böylece insanları bilgi olmaksızın saptırırlar. TANRI böylesi kötü kimselere rehberlik etmez.”
6:150 — De ki: “TANRI’nın bunu veya şunu haram kılmış olduğuna şahitlik edecek şahitlerinizi getirin.” Eğer onlar şahitlik ederlerse sen onlarla beraber şahitlik etme. Vahiylerimizi reddedenlerin, Ahireti inkâr edenlerin ve Rablerinden sapanların görüşlerini de takip etme.
2:76 — Ve onlar inananlarla karşılaştıklarında “Biz inanıyoruz” derler, ancak birbirleriyle bir araya geldiklerinde, “TANRI tarafından size verilmiş olan bilgiyi (inananlara) bildirmeyin ki Rabbinize ilişkin argümanlarına destek sağlamış olmayasınız. Anlamıyor musunuz?” derler.
Ayetin Tefekkürü
Arama sistemlerinin en tehlikeli cümlelerinden biri “Sonuç bulunamadı” olabilir. Kullanıcı bu cümleyi “Kuran’da böyle bir şey yoktur” şeklinde anlayabilir. Oysa çoğu zaman söylenebilecek tek şey, kullanılan veri ve arama yöntemi içinde eşleşme bulunamadığıdır.
Bu nedenle uygulama kendi bilgisinin sınırını cümlesinde taşımalıdır. “Mevcut çevirilerde doğrudan eşleşme bulunamadı” ile “Kuran’da yoktur” arasında büyük bir fark vardır.
Bir sonucun görünmemesi hakikatin yokluğu değildir; sistemin görüş alanının sınırı olabilir.
11. Deneysel Bağlantı, Kesin Anlam Değildir
Ayet
17:36 — Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
24:13 — Sadece dört şahit göstermeleri durumunda (onlara inanabilirsiniz). Eğer şahitleri gösteremezlerse, o zaman onlar TANRI’ya göre yalancıdır.
7:146 — Ben, yeryüzünde haksız yere kibirlenenleri vahiylerimden çevireceğim. Sonuç olarak, her türden kanıtı gördüklerinde inanmayacaklar. Ve hidayet yolunu gördüklerinde onu kendi yolları olarak benimsemeyecekler, fakat sapkınlık yolunu gördüklerinde onu kendi yolları olarak benimseyecekler. Bu, onların kanıtlarımızı reddetmeleri ve onlara tümüyle aymaz kalmalarının sonucudur.
Ayetin Tefekkürü
Kuranteyit’te ayetler arasında deneysel tema bağlantıları kurulabilir. Bu tür bağlantılar araştırmacıya yeni bir kapı açabilir. İnsan tek başına fark etmediği bir kelime, tema veya anlatım benzerliğini sistem sayesinde görebilir.
Fakat bağlantının yararlı olması, kesin olması anlamına gelmez.
Bu sebeple deneysel sonuçlar için kullandığım en önemli açıklamalardan biri şudur: “Deneysel tema bağlantıları istatistiksel bağlantı adaylarıdır; kesin hüküm veya kesin anlam kanıtı değildir.”
12. Bir Uygulamanın En Dürüst Özelliği Kendi Sınırını Açıklaması Olabilir
Ayet
5:101 — Ey inananlar, henüz vakti gelmeden size açıklansaydı size zarar verecek olan meseleler hakkında soru sormayın. Eğer onları Kuran’ın ışığında sorarsanız, size apaçık olacaktır. TANRI onları kasıtlı olarak görmezden gelmiştir. TANRI Bağışlayıcıdır, Hoşgörülüdür.
6:119 — Neden üzerine TANRI’nın adı zikredilmiş olandan yemeyesiniz ki? O, mecbur bırakılmadığınız sürece, size haram kılınanları sizin için detaylandırdı. Gerçekten de birçok insan, bilgi olmaksızın, şahsi görüşleriyle başkalarını saptırır. Senin Rabbin haddi aşanların tamamen farkındadır.
10:59 — De ki: “TANRI’nın size her türden rızıkları nasıl indirdiğine sonra sizin onlardan bir kısmını haram, bir kısmını da helal kıldığınıza dikkat ettiniz mi?” De ki: “TANRI mı size bunu yapmanız için izin verdi? Yoksa siz mi yalanlar uydurup onları TANRI’ya isnat ediyorsunuz?”
2:32 — Onlar, “Sana yücelik olsun. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Sen Her Şeyi Bilensin, En Bilgesin.” dediler.
Ayetin Tefekkürü
Teknoloji dünyasında bir ürünün sınırlarını açıklamak bazen zayıflık gibi görülür. Kullanıcıya “Bu sistem yanılabilir”, “Bu özellik deneysel” veya “Bu sonuç dinî hüküm değildir” demenin güveni azaltacağı düşünülebilir. Bu yüzden ürünler çoğu zaman yapabildiklerini büyütür, yapamadıklarını küçültür.
Kendi sınırını açıklamak, kullanıcıyı yalnız bırakmak değildir. Tam tersine ona karşı dürüst olmaktır. “Bu uygulama fetva vermez”, “Bu çeviri insan çalışmasıdır”, “Kök bilgisi tek başına ayetin anlamını belirlemez”, “Otomatik bağlantılar araştırma adayıdır” ve “Notlarınız cihazınızda saklanır” gibi açıklamalar uygulamanın ahlaki mimarisinin parçalarıdır.
Bir uygulamanın en güvenilir özelliği, her şeyi bildiğini göstermesi değil; bilmediğini saklamamasıdır.
13. Hüküm Vermeden Faydalı Olmak
Ayet
6:69 — Doğrular bu insanların sözlerinden sorumlu değildirler fakat onlara hatırlatmak yardımcı olabilir; belki de kurtarılabilirler.
17:36 — Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
49:6 — Ey inananlar, eğer kötü bir kişi size herhangi bir haber getirirse öncelikle araştırın, yoksa cahillikten bazı insanlara adaletsizlik yaparsınız, sonra da yaptığınız şey için üzgün ve pişman olursunuz.
Ayetin Tefekkürü
Bir uygulamanın hüküm vermemesi, işe yaramaz olması anlamına gelmez. Hatta araştırma aracı olarak daha faydalı olabilmesi, hüküm verme arzusundan vazgeçmesine bağlı olabilir.
Uygulama ayetin Arapça metnini ve çevirisini gösterebilir. Önceki ve sonraki ayetlere geçiş sağlayabilir. Farklı mealleri karşılaştırabilir. Aynı kelimenin başka ayetlerdeki kullanımlarını görünür kılabilir. Kullanıcının kendi notlarını oluşturmasına, kaynakları kaydetmesine ve araştırmasının izini sürmesine yardım edebilir.
Ben Kuranteyit’i kullanıcıların bana inanması için değil, ayetleri daha dikkatli inceleyebilmesi için geliştirmek istiyorum. Uygulama ne kadar görünmezleşip kaynağı ne kadar görünür kılarsa, görevini o kadar doğru yapmış olabilir.
14. Kelimelerin Arapça Kökleri Üzerine
Ayet
7:33 — De ki: “Benim Rabbim yalnızca, açık ya da gizli olsun kötü eylemleri, günahları, haksız saldırganlığı, TANRI’nın yanında güçsüz putlar edinmeyi ve TANRI hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi haram kılar.”
16:116 — Kendi dillerinizle, “Bu helaldir, bu ise haramdır” diyerek yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfetmek için yalan söylemeyin. Şüphesiz, yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfedenler asla başarılı olamayacaklardır.
17:36 — Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
Ayetin Tefekkürü
Kök bilgisi uygulamada yararlı bir araştırma katmanıdır; fakat çevirinin ve ayetin bağlamının yerine geçirilmemelidir.
7:33’teki حَرَّمَ (harrame) kelimesi ح-ر-م köküyle ilişkilidir. Yasaklama, dokunulmazlık ve sınır koyma anlam alanına açılır. Ayette TANRI’nın haram kıldıkları bildirilirken insanın kendi adına yeni sınırlar üretmesi için bir yetki verilmez.
مَسْـُٔولًا (mes’ûlen) kelimesi س-أ-ل köküyle ilişkilidir; soru sorma ve sorgulanma anlam alanına açılır. İşitme, görme ve beyin başıboş araçlar değildir. Yazılımın sunduğu bilgiyi kabul eden insan da onu sunan geliştirici de kendi sorumluluğundan kaçamaz.
Diğer İddialar
Ayet
7:33 — De ki: “Benim Rabbim yalnızca, açık ya da gizli olsun kötü eylemleri, günahları, haksız saldırganlığı, TANRI’nın yanında güçsüz putlar edinmeyi ve TANRI hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi haram kılar.”
16:116 — Kendi dillerinizle, “Bu helaldir, bu ise haramdır” diyerek yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfetmek için yalan söylemeyin. Şüphesiz, yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfedenler asla başarılı olamayacaklardır.
17:36 — Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
Ayetin Tefekkürü
Bir yaklaşım, insanların uzun araştırmalar yapamayacağını ve bu nedenle uygulamanın açık hükümler vermesi gerektiğini savunabilir. Bu ihtiyaç anlaşılabilir. Fakat kolaylık adına kaynağı, belirsizliği ve yorum farkını gizlemek, kullanıcıyı korumak yerine ona sahte bir güven verebilir.
Burada önemli bir ayrım vardır: Uygulama hüküm icat etmemeli; fakat ayetin açıkça bildirdiği hükmü de saklamamalıdır. Kuran bir şeyi açıkça haram kılıyorsa uygulama ilgili ayeti gösterebilir ve metnin bunu bildirdiğini söyleyebilir. Sorun, yazılımın kendi çıkarımını aynı otoriteyle sunmasıdır.
Başka bir yaklaşım, uygulamanın hüküm vermemesinin bütün yorumları eşit görmek anlamına geleceğini söyleyebilir. Oysa kaynakları karşılaştırmak ve delil istemek, doğruluk hakkında hiçbir değerlendirme yapmamak değildir. Bir iddianın ayete dayanmadığı, kaynağının bulunmadığı veya verilerle çeliştiği gösterilebilir. Fakat bu değerlendirme izlenebilir kanıtlarla yapılmalı, uygulamanın gizli otoritesine dayanmamalıdır.
Sonuç
Ayet
7:33 — De ki: “Benim Rabbim yalnızca, açık ya da gizli olsun kötü eylemleri, günahları, haksız saldırganlığı, TANRI’nın yanında güçsüz putlar edinmeyi ve TANRI hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi haram kılar.”
16:116 — Kendi dillerinizle, “Bu helaldir, bu ise haramdır” diyerek yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfetmek için yalan söylemeyin. Şüphesiz, yalanlar uydurup onları TANRI’ya atfedenler asla başarılı olamayacaklardır.
17:36 — Kendin için teyit etmediğin sürece, hiçbir bilgiyi kabul etme. Ben sana işitmeyi, görmeyi ve beyni verdim ve sen onları kullanmaktan sorumlusun.
49:6 — Ey inananlar, eğer kötü bir kişi size herhangi bir haber getirirse öncelikle araştırın, yoksa cahillikten bazı insanlara adaletsizlik yaparsınız, sonra da yaptığınız şey için üzgün ve pişman olursunuz.
6:114 — O size bu kitabı tamamen detaylı olarak vahyetmişken, yasa kaynağı olarak TANRI’dan başkasını mı arayayım?* Kutsal yazıyı almış olanlar onun Rabbinden doğru bir şekilde vahyedilmiş olduğunu tanırlar. Hiçbir şüphe barındırma.
Ayetin Tefekkürü
Ayetlerden çıkarabildiğim ihtiyatlı cevap şudur: Bir uygulama kendi adına dinî hüküm üretmemelidir. TANRI’nın açıkça bildirdiği hükümleri kaynaklarıyla gösterebilir; fakat geliştiricinin yorumunu, algoritmanın bağlantısını veya bir modelin sonucunu TANRI’nın hükmü gibi sunamaz.
Benim için doğru uygulama, kullanıcıyı kendisine bağlayan değil, kaynağa yönelten uygulamadır. Kendi yorumunu görünmez hale getirip ilahi otorite görüntüsü üretmez. Hatasız olduğunu iddia etmez. Deneysel bir özelliği kesin kanıt diye sunmaz. Sonuç bulunamadığında hakikatin yokluğuna hükmetmez.
Kuranteyit’i geliştirirken kendime bırakmam gereken soru şudur: Bu uygulama insanı benim seçimlerime mi bağlıyor, yoksa benim seçimlerimi görünür kılarak onu Kuran’a ve kendi sorumluluğuna mı yöneltiyor?
Not
2:32 — Onlar, “Sana yücelik olsun. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Sen Her Şeyi Bilensin, En Bilgesin.” dediler.
En doğrusunu TANRI bilir.
Kaynak: kuranteyit.com
Keşfet
İlgili Yazılar
Kuran Tefekkürleri
Yapay Zekâ Kur’an’ı Açıklayabilir mi? Bilgi Aracı ile Anlama Sorumluluğu
İsra 17:36, Zümer 39:18, Muhammed 47:24 ve Araf 7:33 ayetleri üzerinden yapay zekâ, bilgiye erişim, teyit, Kuran’ı dikkatlice inceleme, şahitlik, rehberlik, ahlaki sorumluluk ve dinî otoritenin sınırları üzerine bir tefekkür.
Makaleyi oku
Kuran Tefekkürleri
Teyit Etmeden Kabul Etmemek
İsra 17:36 ve Hucurât 49:6 ayetleri üzerinden bilginin teyidi, söylentilerin araştırılması, şahitlik, adalet, kişisel sorumluluk, teslimiyet ve insan otoritesinin sınırları üzerine bir tefekkür.
Makaleyi oku
Kuran Tefekkürleri
Meal Karşılaştırmak Şüphe mi, Sorumluluk mu?
Zümer 39:18, İsra 17:36 ve Muhammed 47:24 ayetleri üzerinden Reşat Halife'nin yetkilendirilmiş İngilizce çevirisini anlama, Kuranteyit'in doğuşu, teyit sorumluluğu, dijital araçların sınırı ve araştırmanın davranışa dönüşmesi üzerine kişisel bir tefekkür.
Makaleyi oku